Emekçilerin Salısı Cuması Birbirine Karıştı

Memlekette “kara” sıfatı kötü bir izlenim bıraktığından “Şahane Cuma” olarak propaganda edilen Black Friday geride kalmış oldu. İsme, propaganda ediliş tarzına aldırmaksızın dünyanın her yerinde ve yurtta emekçiler için sömürünün ve mobbingin pik noktasına ulaştığı dönemlerden birinden söz ediyoruz esasen. Işıklı vitrinlerin, girdiğinizde üzerinize konfetiler patlayan alışveriş sitelerinin ardında kalanlara yakından bakalım.

Neredeyse her mahallede bulunan Alışveriş Merkezlerinde (AVM) çalışan emekçiler, süreci bütün ağırlarıyla omuzlarında hissettiler. Uygulanan “indirimler” yalnızca bir günü kapsayacak olsa da neredeyse bir hafta öncesinden ürün tedarik edilmesi, indirim etiketlerinin tek tek ürünlere yapıştırılması gibi süreçler başlamış oldu. Söz konusu Kara Cuma yaklaştığında ise mağazalarda önü arkası kesilmeden yapılan ciro hesapları çoktan başlamıştı.

Çalışanların izinleri iptal edilmiş, adeta bütün AVM’lerde “olağanüstü hâl” ilan edilmişti…

 

Yemek alanı sorunu

Malum gün gelmeden hemen önce ise iktidar tarafından alınan Covid-19 “tedbirleri” alışveriş merkezlerini kapatmak şöyle dursun buraları halkın yığılabileceği alanlar haline getirmişti. Sözde lokanta ve restoranlar kapatılmış, AVM çalışma saatlerine iki saat kadar kısıtlama getirilmişti. AVM yönetimleri yasaklar başlar başlamaz var güçleri ile “Çalışmaya Devam Eden Lokanta ve Restoranlarımız” reklamlarına başlamışlardı. Yemek katında bulunan masaların kaldırılmış olması AVM yönetimleri için yüzlerce insanın yere, saksının kenarına çöküp yemek yiyemeyeceği anlamına gelmiyordu belli ki. Dışarıdan bakıldığında “İnsanlarda dip dibe yemesin kardeşim?” gibi eleştirileri yaptığınızı duyar gibiyim. AVM’lerin yemek katında sıkış tepiş yemek yiyenlerin önemli bir kısmı da o AVM’lerde çalışan emekçiler. AVM yapısı gereği kendi mağazalarında yemek yiyebilecekleri başka alanlar ya bulunmuyor ya da bulunan küçücük alanlar daha da küçültülerek deyim yerindeyse limit sıfıra yaklaştırılıyor…

Pandemide AVM’lerde yığılma

AVM’leri ilgilendiren ikinci yasak çalışma saatlerinin “kısıtlanması” olmuştu. Saat 10.00’da açılan AVM’ler artık 22.00 yerine 20.00’de kapanmak zorundaydı. AVM’nin en yoğun olduğu saatler 14.00-17.00 arasıyken 20.00-22.00 arasında uygulanan kısıtlama AVM’lerde gün içinde zaten yoğun olan saatlerin daha da yoğun olmasına neden olmuştu. AVM yönetimleri gelen ziyaretçi sayısını düşürmemek adına kapıya her geleni içeri alıyor, içeride sosyal mesafe ve maske denetimi yapmayı akla bile getirmiyordu.

‘Büyük(!) gün: Kara Cuma’

Büyük gün gelip çattığında ise AVM yönetimleri yukarıda bahsettiğimiz Covid-19 şartlarını, emekçilerin ve halkın sağlığını hiçe sayacak uygulamalara imza atmaya devam etti. Çoğu AVM’nin giriş ve çıkışlarında bulunan genellikle yaz dönemlerinde çokça kullanılan sosyalleşme alanlarına Covid-19 kısıtlamaları uğramayıp; Kara Cuma’da yiyeceğini içeceğini alan ziyaretçilerin buralarda sosyal mesafe ve maske denetimi yapılmaksızın zaman geçirmesine göz yumulmuş oldu.

 

 

‘Güvenli Hizmet’ anlayışı unutuldu

Çoğu alışveriş merkezinin önünde sabah açılış saati olan 10.00 öncesinde uzun kuyruklar oluşmuştu. Çalışma saati başladığında ise kapılar sonuna kadar açıldığından içeride büyük kalabalıklar göze çarpıyordu. Sürekli güvenli hizmet propagandası yapan AVM yönetimleri hemen her gün işlettikleri “maksimum ziyaretçi, minimum sağlık” ilkesine sahip çıktığını bir kez daha göstermiş oldu. Katlarda bulunan kalabalıklar AVM yönetimleri tarafından kontrol edilmek şöyle dursun; gün içerisinde sosyal medya üzerinden yaptıkları reklamlarla daha fazla müşterinin AVM’ye gelmesi adına çabalamaya devam ettiler. Zaten satış baskısını sürekli ensesinde hisseden mağaza çalışanları bir de ziyaretçileri maske kullanmaları için uyarmak zorunda kalırken, AVM’lerde Covid-19 ile tek başına mücadele eden temizlik görevlileri de bulaşı en aza indirmek için çabalarken yönetimden en ufak bir destek bulamadılar.

Kapıda yığılan halkın önüne sembolik olarak konulup, AVM’nin güvenliğinden sağlığına sorumlu tutulan güvenlik personelinin çabasının yeterli olmadığını ise önümüzdeki günlerde hep birlikte üzülerek görmüş olacağız. Kısacası AVM’nin şaşaalı kapısının önünde; ihtiyaçlarını 3-5 kuruş daha ucuza alma peşinde koşan halk; yetki verilmeden her şeyden sorumlu tutulan güvenlik görevlileri bulunurken kapının ardında çabası tek başına yeterli olamayan temizlik personeli ve sağlıkları ciro uğruna hiçe sayılan satış danışmanları bulunuyordu. Yukarıda ise tablonun sorumlusunun yegane temsilcisi olup her gün hastalanan binlerce emekçinin gırtlağına çökmeye çalışan AVM yönetimleri…

AVM emekçilerinin sendikası var

Kara Cuma’da yaşananlar AVM’lerde emekçilerin sürekli maruz bırakıldıkları sömürü ve baskının fotoğrafını daha net görmemizi sağlasa da tek başına bir şeyi işaret etmekten uzak. Kara cuması bitiyor, yılbaşı başlıyor, o bitiyor başka bir gün icat ediyor düzen. Emekçinin salısı cuması birbirine girerken yukarıdan birileri ziyaretçi sayıyor sürekli.

Hangi marka ne kadar ciro yapmış, ne kadar kira veriyormuş ne kadar daha verebilirmiş hesapları yapılıyor. AVM yönetimleri için hastalanan emekçilerin sayısı, satış yapabilecek kimse kalmayana; bulaşın yayılma hızı halkı ihtiyaçlarını alamayacak duruma getirene kadar önemli olmayacak belli ki.

Yukarıda tekil tekil sorunlarından bahsetmeye çalıştığımız AVM emekçilerinin örgütlü gücünün karşılarında bulunan AVM yönetimi ve onların temsil ettiği patronlardan da, kendileri üzerinde dönen hesaplardan da büyük olacağı açık. AVM emekçileri için buzun kırılıp yolun açıldığını, artık bir sendikaları, Birlik Sendikası olduğunu biliyoruz. Yukarıda çizilen tablonun yeni bir belirleyeninin olacağı açık. Patronun kara günlerine verilecek en güzel cevap emekçilerin örgütlenmesi ile gelen aydınlık sabahlar olacak…

 

Kaynak: Emekçilerin salısı cuması birbirine karıştı (sol.org.tr)

Facebooktwitterlinkedinmail