ÖĞRENCİ DEĞİL, BİLİM EMEKÇİSİYİZ! İNSANCA YAŞAYACAK BİR ÜCRET İSTİYORUZ

Bizler, yüksek lisans, doktora ve doktora sonrası araştırmacı olan ama “burs” ile çalıştırılıp ” bursiyer” veya “öğrenci” olarak anılan bilim emekçileriyiz.

Aldığımız ücretlere “burs” denilerek, yaşam için cep harçlığı ya da okul destek parası algısı yaratılıyor. Halbuki bizler, üniversitelerde, enstitülerde, farklı kademelerdeki eğitim hizmetlerinde ve bilimsel bilgi üretimi süreçlerinde aktif olarak, başı sonu belli olmayan mesai saatleri ile çalışıyoruz. Emeğimizin karşılığı olarak ise burslarla ücretlendiriliyoruz.

Ülkemizde geçtiğimiz gün hayat gerçekliği ile uyuşmayan enflasyon rakamı, %78,62 olarak açıklandı. Asgari ücrete zam müjdesiyle yapılan iyileştirme ise 5 bin 500 lira olarak açlık sınırının altında kaldı.

Doktora ve yüksek lisans derecesinde olup aldığı ücret, açlık sınırının altında kalan asgari ücrete bile ulaşmayan bursiyerler var. Bununla birlikte doktora sonrası araştırmacı statüsünde olup kalıcı kadro açılmayan ama TÜBİTAK ve TÜSEB üzerinden sonsuza kadar geçici şekilde projelerle çalışmasının önü bir lütuf gibi açılan yüzlerce bilim emekçisi var.

Daha bu yıl başında TÜBİTAK’ın açıkladığı burs iyileştirme miktarları, yine o dönem açıklanan sözde %34’lük enflasyon rakamını bile bulmadı. Şimdi ise geçtiğimiz 6 ay içerisinde aldığımız ücretler zamlarla, artan hayat pahalılığı ve enflasyonla giderek eridi. Mevcut durumda ise ücretlere yapılması elzem olan planlanmış bir iyileştirmenin söylentisi bile yok! Soracak muhattabımız yok!

TÜBİTAK, TÜSEB, YÖK ya da üniversite kurumları üzerindeki projelerde bir yandan mevsimlik işçi gibi çalışırken bir yandan da çalışan olarak değil, stajyer-öğrenci statüsünde gösterilip her türlü çalışan hakkından mahrum bırakılıyoruz.

Mesai saatlerimiz, iş tanımımız belli değil, sağlık hizmeti hakkımız, sigortamız yok, yemek ve yol masraflarımız karşılanmıyor, artan kira fiyatlarıyla barınacak yer bulamıyoruz. Aldığımız ücretlerle, insanca yaşamamız için gerekli olan beslenme, barınma, ulaşım gibi en temel ihtiyaçlarımızı bile karşılayamıyoruz.

Artık yeter, geçinemiyoruz!

Bizler, bu ülkede okumuş, yetişmiş bilim insanlarıyız ve binlercemiz kendi ülkemizde kalıp bilimsel bilginin üretim süreçlerinde çalışmaya çabalıyoruz, emek harcıyoruz. Bizler, yeri geldiğinde yapılan buluşlarla övünç kaynağı olup reklam yapılan ama iş insanca ücret almaya gelince unutulan, bu işi hobi olarak yapıyoruz algısı yaratılan bilim emekçileriyiz!

Talep ediyoruz:

Bilim emekçilerinin insanca yaşayabilmesi ve bilimsel bilgi üretimine devam edebilmeleri için TÜBİTAK, TÜSEB, YÖK gerekli iyileştirme yapılmış ücretleri bir an önce ilan etmeli ve bütçe ek kaynağını sağlamalıdır.

Fiili olarak çalıştığımız üniversiteler ve enstitüler gereken ücretlerin verilmesi için sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Çalışan haklarımız, doktoralı bursiyerler için “devlet üniversitesi doktor araştırma görevlisi” statüsüne, lisans üstü öğrenciler için “devlet üniversitesi araştırma görevlisi” statüsüne eşitlenmelidir. Bu ay yapılacağı ilan edilen %40 artış ile yaklaşık 15 bin lira olacak ücretler bizlere de verilmelidir.

Tüm bu koşullarda çalışan arkadaşlarımızla sesimizi yükseltiyoruz.

Biz çalışıyor biz üretiyorsak, laboratuvarlarda gece gündüz saatlerce çalışıyorsak ama tüm haklarımız birkaç kişinin inisiyatifindeyse, beklemeyelim örgütlenelim. Bursiyerlerin de bir araya gelmesi kendi hakları için mücadele etmesi gerekiyor. Sigortasız işçi, kadrosuz asistan olmak istemiyoruz.

Birlik sendikası sizin sendikanızdır gelin birlikte sesimizi, mücadelemizi büyütelim. Bugün haklarımız için ayağa kalkma bizi yok sayanlara buradayız deme günüdür.

Birlik Sendikalı Çalışan Bursiyerler

Facebooktwitterlinkedinmail